Elon Musk’ın 770 milyar dolar, Larry Page’in 250 milyar dolar servete sahip olduğu bir dünyada aralarındaki farkın büyüklüğünü kavramakta zorlanıyoruz. Çoğumuz için bu iki rakam ayrı galaksinin sayıları. Ama lineer ölçekte bakınca ortaya çıkan gerçek sarsıcı. Musk ile Page arasındaki 520 milyar dolar bile, pek çok ülkenin yıllık bütçesini misliyle aşabilecek bir büyüklük. Ve dünyanın ikinci zengini size, servet olarak, kendisinin Elon Musk’a olduğundan daha yakın. Bu da Musk’ı sadece en zengin yapmıyor, kapitalist sistemin ağır kuyruklu dağılımında kopup giden bir uç değer haline getiriyor.

Bu tür servetler elbette maaşla oluşmuyor. Servetin motoru hisse sahipliği ve değerleme. Küresel ölçekte ölçeklenebilen işlerde, özellikle teknoloji ve platform ekonomilerinde, değer üretimi ile değerleme aynı hızda hareket etmiyor. Ağ etkileri, marka hakimiyeti, veri birikimi ve finansal beklentiler birleşince şirket değeri katlanıyor. Kurucu da hisselerini koruduysa, servet lineer değil, bileşik şekilde büyüyor. Sonuç, kazananın büyük kısmı aldığı dinamik, pastanın büyümesi kadar, pastanın kimde toplandığına göre hızlanıyor.

Bu servetlerin önemli kısmı nakit değil, piyasanın o gün biçtiği değer. Kağıt üzerindeki zenginlik bir günde şişebilir, bir günde eriyebilir. Yine de oynaklık bile bu düzeyde ayrıcalıktır. Çünkü oynaklığın riskini taşıyan ile fırsatını kullanan aynı kişi değildir. Finansal altyapı, kredi imkânları, vergi tasarımı ve regülasyon, bu servetleri yalnızca mümkün kılmıyor, aynı zamanda koruyor.

Bu büyüklükte servet yalnızca tüketim gücü değil, gündem belirleme gücü de demektir. Medyadan siyasete, araştırmadan uzaya kadar dünyadaki pek çok alanda öncelikleri etkileyebilir. Bu noktada meritokrasi anlatısı tek başına yetmez. Çünkü mesele yetenek ve çalışkanlık kadar, ilk sermayeye erişim, riskin toplumsallaştırılması, kazancın özelleştirilmesi ve “kutsal” piyasa kurallarının kimin lehine yazıldığıdır.

Kapitalizmin meşruiyeti nerede başlar, nerede zorlanır? Girişimcilik ekonomisi belli pazarlarda tekeller yaratmayı hedefleyip, başardığında bu kadar uç değerler üretiyorsa, rekabet politikası, vergilendirme, sermaye kazancı rejimi, hisse opsiyonu teşvikleri ve çalışan paydaşlığı, sosyal adalet ve robotlaşan GenAI dünyasında sosyal barış için yeniden düşünülmek zorunda.

Daha şeffaf değerleme, daha güçlü tekel denetimi, daha dengeli vergi mimarisi ve daha yaygın çalışan hissedarlığı gibi araçlar sistemi yeniden düşünmenin yolları olabilir.

Musk’ın serveti bir anomali gibi görünüyorsa da, belki de anomali sistemin kendisidir. Teknolojik devrim insanlığı bu normalleşmiş anormalliği sorgulamaya götürmeli. Yoksa sonumuz iyi değil.

Categories:

Tags:

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir