TBMM gündemindeki kanun tasarısı, çocukların dijital hizmetlere erişiminde yaş sınırlarını ve buna bağlı doğrulama yükümlülüklerini sertleştirmeye hazırlanıyor. Niyet, çocukları yaşa uygun olmayan içerikten, toksik etkileşimlerden ve kontrolsüz harcamadan korumak. Ancak mevcut yaklaşım, Türkiye’nin dünyaya oyun ihraç eden ekosistemini istemeden zayıflatma riski başta olmak üzere çeşitli riskler taşıyor.
Benimsenen temel yöntem klasik kimlik ve yaş doğrulama: kullanıcıdan doğum tarihi, kimlik belgesi ya da kimlik numarası istemek ve bunu hizmete erişimin şartı yapmak. Bu yol denetlenebilir bir eşik sağlasa da önemli riskler barındırıyor.

Öncelikle, kimlik verisi toplayan her platform siber saldırı açısından daha büyük bir hedef haline geliyor. İhlal olduğunda şirketin itibarı, düzenleyici riski ve yatırımcı iştahı da etkileniyor. Kayıt akışına eklenen her adım müşteri dönüşümünü azaltır; küçük stüdyoların büyümesi zorlaşır. Sonuçta düzenleme, yerli oyun şirketlerini yurt dışına ve küresel dağıtıcıları Türkiye pazarından uzaklaşmaya itebilir.
Yaş doğrulama ile kimlik tespiti aynı şey değil. Çoğu senaryoda gereken bilgi kişinin kim olduğu değil, yaş eşiğini aşıp aşmadığı. AB’nin de yöneldiği zero knowledge authentication yaklaşımında kullanıcı platforma kimlik bilgisini vermiyor; “15 yaş üstündeyim” sonucunu kriptografik olarak kanıtlıyor. Platform yalnızca geçtiğini ya da kaldığını görüyor, kişisel veri birikmiyor.
Bunun için kullanıcı, devletin dijital kimlik altyapısı ya da lisanslı sağlayıcılar aracılığıyla bir kez yaş niteliği alıyor. Cihazındaki kriptografik cüzdan platforma girişte yalnızca yaş eşiğini doğrulayan kanıt üretiyor. Kimlik bilgileri paylaşılmadan çocuk koruma hedefi gerçekleşiyor, veri minimizasyonu sağlanıyor, siber güvenlik yükü ve uyum maliyeti azalıyor.
Meclisteki düzenlemede yaş doğrulama yöntemini tek bir modele kilitlememek önemli. Risk temelli bir çerçeveyle yüksek yaş dereceli içeriklerde daha güçlü güvence, düşük riskli alanlarda daha hafif tedbirler uygulanabilir. Ortak bir doğrulama altyapısı ve sertifikasyon mekanizması da şart. Her stüdyonun ayrı sistem geliştirmesi hem maliyeti hem pazara giriş bariyerini yükseltir.
Türkiye’nin oyun sektörü küresel ölçekte büyüdü. Çocukları korumak için herkesin kimlik verisini toplayan ağır bir sisteme saplanmadan doğru adımlar atılmalı. “Zero knowledge authentication”, çocuk korumayla rekabet gücünü birlikte sürdürmeyi mümkün kılan nadir çözümlerden biri. Bu yaklaşımı yasal düzenlemenin içine yerleştirmek, hem kamu yararı hem ekonomik akıl açısından daha savunulabilir bir tercih olacaktır.
No responses yet