Kimi mühendisler kendi alanlarında işe yarayan akılcı model ve sistematik çözüm mantığını insan örgütlerine de aynen uygulayabileceklerini sanmak gibi bir hataya düşüyorlar. Oysa, teknik bir problemde işe yarayan çözüm yaklaşımının, alan dışına taşınca dönüştüğü “ben bunu da çözerim” iddiası genellikle üç temel yanlıştan kaynaklı kof bir şişinmeden ibaret kalıyor.

Birincisi, problemi doğru tanımlarsak, çözümü buluruz yanılgısı. Oysa örgütlerde problem tanımı bizzat mücadele alanının kendisidir. Problem tanımı kimin konusunun “problem” sayılacağına dair bir güç/koalisyon meselesidir. Bu nedenle teknik çerçeveleme, çoğu zaman taraflardan birinin gündemini “doğal” gibi gösterir, ama mesele asla o kadar basit değildir.

İkincisi, veri varsa karar verebiliriz yanılgısı. Şirketlerde veri, çoğu zaman ölçülmesi kolay olanı ölçer, önemli olanı değil. Ayrıca metrikler davranışı değiştirir (Goodhart etkisi): hedefe dönüşen metrik, gerçeği temsil etmeyi bırakır. Bu da rasyonel görünen KPI rejimlerinin oyunlanmasına, sembolik uyuma ve vitrin dönüşümüne yol açar.

Üçüncüsü, doğru çözümü geliştirirsek, bunu gören insanların da karara uyar yanılgısı. İnsanlar örgütsel değişim taleplerine genellikle uymak istemez. Uygulanmak istenen “çözümü” kendi risk algıları, statü kaygıları, kimlikleri ve ilişki ağları üzerinden müzakere ederler. Değişim genellikle (bir ölüm kalım meselesi olmadıkça) yüzeyde kalır, arka tarafta eski zihniyet devam etme eğilimindedir. Bu nedenle organizasyonlar, makine gibi değil, gevşek bağlı, çelişkili ve çoğu zaman çift yönlü mesaj üreten, kimi zaman “ambidextrous”, genellikle “ambivalent” yapılardır.

İşletme ve yönetim, on yıllardır eğitimi verilen, kuramı, yöntemi ve kanıt standartları olan bir akademik alandır. Strateji, örgütsel davranış, karar verme, yönetişim ve değişim gibi başlıklarda okuyarak edinilen bilgi bile tek başına yetmez. Sahada sorumluluk, hesap verme ve sonuç görme tecrübesi ister. Eğitim almadan, literatürle temas kurmadan ve somut saha pratiği olmadan mühendislik anlayışı ile örgütleri rasyonel biçimde tasarlarım demek, yalnızca iddia şişkinliğidir.

Elbette mühendisler yönetemez demiyorum. Hele Türkiye gibi pek çok akıllı insanın mühendisliği tercih ettiği bir ülkede çok sayıda mühendis yöneticimiz var. Zaten bu kadar insan bu yüzden lisans mezuniyetini takiben, tercihen biraz deneyim kazandıktan sonra E/MBA yapıyor. Pek çok mühendis sahada yavaş yavaş, hata yapıp yapıp, bazıları da maalesef çalışanlara işletme hayatını zindan ede ede, zaman içinde (umarım) yönetimi öğreniyor.

Yönetim, tek bir doğru çözümün uygulanması değil, çatışan hedefler arasında denge kurmak, meşruiyet üretmek, sorumluluğu paylaşmak, güven inşa etmek, öğrenmeyi kurumsallaştırmak ve belirsizlik içinde karar alabilmektir. Teknik rasyonalite bu süreçlere yardımcı olabilir, ama onları ikame edemez.

Categories:

Tags:

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir