Başarısı efsaneleşmiş olsa da, son yıllarda reform sürecine giren Fin eğitim sistemi herkese eşit fırsat ve herkese ücretsiz erişim hedefliyor. Ne olursa olsun, herkesin benzer kalitede eğitime erişmesi sistemin temel ilkesi. Bu ilke de, tüm olumlu ve olumsuz sonuçlarıyla “elit öğrencileri havalara uçurma”hedefinden çok “herkes için eğitimin tabanını yükseltme” çıktısını üretmeye öncelik veriyor.
Ayrıca, okul sistemi ağırlıkla okulların özerkliği, öğretmene güven ve okulun/öğretmenin sorumluluk taşıması ilkesi üzerine oturuyor. Devlet, sistemi mevzuat, bilgi ve finansmanla yönlendiriyor. Ulusal müfredat eğitimin genel yönünü belirliyor ama okullara ve öğretmenlere geniş bir yerel uyarlama alanı bırakıyor. Bu, öğretmeni sadece ders planını uygulayan bir aktör haline değil, sınıf içi öğretimi tasarlayan bir uzman yapıyor.
Ayrıca öğretmenlik toplumsal konumu ve geliriyle çok seçkin bir meslek sayılıyor. Finlandiya’da temel eğitimden başlayarak öğretmenlerin yüksek lisans düzeyinde yeterlilik taşıması bekleniyor. Örneğin, sınıf öğretmenliği için “eğitimde yüksek lisans” gibi net yeterlilik şartları resmi olarak tanımlı.
Finlandiya’da ölçme ve değerlendirme mantığında ulusal sınav yok. Öğrenci değerlendirmesini ağırlıkla öğretmen yapıyor. Bu sayede sınıf içi değerlendirme, “sıralama” üretmekten çok öğrenmeyi ilerleten bir geri bildirim vermeye dayanıyor. Bu ölçüm de tek bir sınav gününe değil, öğretimin gündelik kalitesine daha fazla dayanıyor.
Kısacası, Finlandiya eğitimde fırsat eşitliğini öncelikli hedef olarak koymuş, eğitim kurumlarını işlerini gerçekleştirmekte özerk bırakmış, okulu esnek bir yönetişim ile kendi çıktısını takip eder, öğrenir ve kendini geliştirir hale getirmiş, öğretmenliği yüksek yeterlilikli bir profesyonel meslek olarak kurgulamış ve ölçmeyi sınıf içi öğrenmeye bağlamış.
Sonuçlar bazı yıllarda dalgalansa bile, sistem sorun gördüğü noktada öğrenme desteği ve dikkat ortamı gibi alanlara müdahale ederek kendini okul, sınıf ve öğrenci bazında yeniden ayarlamaya açık.
Türkiye’de benzeri bir anlayış bugün rüya gibi görünse de, mümkün. Bunun için okulların başta kendilerinin öğrenebilir ve kendilerini geliştirebilir kurumlar haline gelmesine destek olup öğretmenlik mesleğini de seçkin hale getiren bir iç mantığı kurmak gerek.
Oysa ki şu an, her yer özel okul, özel ders, kurs vs. ve öğretmen de bu piramidin en altında, düşük gelir grubunda ezilen bir halde. Bu mevcut durumda gerçekleşmesi gereken büyük sıçramayı daha da zorlaştırıyor.
Böyle bir dönüşüme çok ve acilen ihtiyacımız var. Çünkü GenAI’nin kötü kullanımı ve medya tüketim alışkanlıklarına dayalı dikkat dağınıklığı, zaten sınav odaklı ve ezber ağırlıklı öğrenme pratiğimizi daha da aşındırıyor.
Çocuklara gelecek için öğrenmeyi yeniden öğretmemiz lazım. Tabii önce öğretmenlerimizin de bunu GenAI sonrası dünya için yeniden öğrenmesi ve okullarımızın kendilerinin öğrenebilir hale gelmesi gerekli. Yapılacak çok iş var.
No responses yet