“Teknolojik devrim” denince akla genellikle aynı hikaye geliyor: Yeni teknoloji geliyor, işler ortadan kalkıyor, insanlar işlerini kaybediyor. Esasen teknolojik dönüşümü çok daha geniş bir bakışla, çalışmanın nasıl denetlendiğini ve örgütlendiğini yeniden yapılandıran bir kontrol dönüşümü olarak görmek gerek.
Alanın efsane profesörlerinden Stephen R. Barley’nin teknolojik devrimlere serinkanlı bir analiz sunan Work and Technological Change kitabı hakkında, henüz bu GenAI bombası patlamadan önce, 2022 yılında bir değerlendirme yazmıştım. Kitabın da açıkladığı gibi teknolojik devrimlerin getirdiği sosyal sonuçlar ne bir kader, ne de bu teknolojiler nötr araçlar olarak görülebilir.
Esasen teknolojilerin bu tip etkileri, örgütlerin ve sektörlerin kuralları, mesleki sınırlar ve gündelik pratikler içinde bir çok taraflı mücadele ile biçimleniyor. Bireylerin bu süreçte kafalara kazınmış edilgenliği, bu sürecin kaçınılmaz bir son gibi paketlenmesinden ve zaman içinde “techbro” diye adlandırılan teknoloji çarlarının dev şirketleriyle çok büyük bir güç ve Trump örneğinde iktidar ortaklığı geliştirmiş olmasından.
Kitabın bu tartışmaya en güçlü katkısı, teknolojinin etkisini belirlenimci bir dille anlatmaktan kaçınması. “Teknoloji geldi, yazılım işi bitti” türü sloganların yerine, değişimin örgüt ve pratik düzeylerinde nasıl adım adım üretildiğini izlememiz gerekir.
Teknolojinin kullanımda yorumlanmasıyla işbölümü yeniden çizilir, uzmanlıklar ayrışır ya da birleşir, emek üzerindeki denetim rejimleri değişir ve yeniden kurulur. Bu yaklaşım ile teknoloji tartışmalarını soyut gelecek senaryolarından ve kadercilikten çıkarıp somut iş tasarımı sorunlarına ve sosyal mücadele alanına indirmek mümkün olabilir.
Yazdığım değerlendirmede bir de uyarı yapmıştım: “Akıllı” teknolojileri geleneksel teknolojilere yapmaya alışık olduğumuz gibi analiz edemiyoruz. Teknolojiyi bileşenlerine ayırarak incelemek çoğu zaman faydalı olsa da, yapay zeka gibi sistemlerde “zekayı” yalnızca parçaları sökerek bulamayız. Bu nedenle, akıllı teknolojilerin etkisini analiz etmek için daha büyük araştırma programlarına, disiplinlerarası ekiplere ve yeni nitel yöntemlere ihtiyaç var.
Örneğin, geçtiğimiz günlerde İTÜ’de öncelikli alan projesi olarak özel desteklenmek üzere sunduğumuz projemizde Bilgisayar ve Bilişim Fakültemizden Sule Gunduz Oguducu ve İnşaat Fakültemizden Onur Behzat Tokdemir hocalar ile birlikte yapay zekanın ülkemizin kritik sektörlerinden inşaat sektörü özelindeki etkilerini çalışacağız. Çok heyecan verici!
Bugün ihtiyacımız olan, iş ve çalışma hayatının nasıl yeniden kurulduğunu izleyen titiz araştırmalar, bu araştırmaları politika, eğitim ve iş tasarımına tercüme edecek kapasiteyi geliştirmek .
İnsanlık teknolojiyi sadece “techbro”lar için değil, herkes için daha “iyi iş”e yaklaştıracak hakkaniyetli bir yönetişimi hayal edebilirse, oradan daha iyi bir gelecek doğabilir.
REFERANS
https://journals.sagepub.com/doi/abs/10.1177/09500170211058586
No responses yet